The Fountain (Kaynak) Film İncelemesi


Yazımı okumadan önce favorim olan ve aynı zamanda filmin sountracklerinden Client Mansel’ın “The Last Man” eserini arka fonda açın. Pişman olmayacaksınız. Gelelim film hakkında kabaca ne düşündüğüme. The Fountain belki de açıklaması en zor filmlerden biri oldu benim için.

The Fountain, düşüncelerin havada savrulduğu, uhrevi bir boyutta aşk ve açıklanması zor bir tema olan ölüm kavramını ele alıyor bu muhteşem yapıt. Mayaları en son Şirince köyünden hatırlıyoruz ama bu sefer farklı yeminle. Kıyametimsi şeyler var desem. Tamam gitmeyin anlatıcam az sonra.

The fountain (Kaynak)

Hugh Jackman’ı sadece “Wolwerine” ile tanıyanlar ayıp etmiş. 9gag takip edenler varsa aramızda filmin geyik muhabbeti bir hayli dönmüştü.  Hiç mi görmediniz, edep ya hu.

Paralel kelimesine aşinayız hepimiz ama bu bildiklerinizden değil sakin olun. Paralel evrenden paralel evrene koşacağız! (Kemerleri bağlamaya gerek yok!)

A)Konusu

Tek bir karakter ama üç ayrı adam ve üç ayrı zaman var. Bunlardan biri 16.yy’da yaşayan Tomas kendisi İspanya kraliçesinin emri altındaki bir komutan yine onun emriyle bir keşfe çıkıyor. Bir diğeri günümüzde yaşayan, karısının beyin tümörüne çare bulmak için gecesini gündüzüne katan Dr. Tommy. Sonuncusu ve hiç alışık olmadığımız bir adam olan Astro Tom Creo. 2510 yılında yaşıyor, uzayda baloncuk şeklideki aracıyla dolaşıyor. Hepsi aynı kişi sadece zamanlar farklı, aynı kadına aşıklar, hayat ağacının olduğuna inanıyor ve üçü de ölümle savaşıyor. Ölüme karşı verdikleri savaş onları tatmin ediyor mu dersiniz? Hadi asıl konuya geçelim.

B)Film bize ne anlatıyor?

Aynı adamın paralel evrendeki diğer versiyonlarını görüyoruz. Aşk kavramının hiçbir zaman diliminde değişmediği aşikar. Bu kavramı bir kadına addedip sonsuza kadar onunla yaşamayı arzu ediyorlar. Ölümle savaşmak ahmakça gelebilir size fakat benim nezdimde korkusuzluk abidesi bu adamlar. Karakterler ayrı zamanların adamı olsalar dahi sembolize edilen şeylerin her birinde mevcut bu. Örneğin günümüzde yaşayan Dr. Tommy’nin yüzüğünü kaybetmesi ve arından kendi elleriyle parmağına bir yüzük dövmesi yapması. Aynı durumu gelecekte yaşayan Astro Tom’da da görüyoruz fakat geçmişte yaşamış Tomas için söyleyemem çünkü onun gerçekten bir yüzüğü var. Yüzük yüzyıllardır her toplulukta aşkın ve bağlılığın sembolüdür.

C)Karakter analizi

Tomas bir komutan bu yüzden kraliçesine nasıl saygı duyduğunu görüyoruz peki dile gelmeyen sevgisine ne demeli. Amacını ve görevini açıklamadan önce kraliçenin şu sözünden alıntı yapmalıyım:

“Eski Ahit’e göre, Cennet Bahçesi’nde iki ağaç vardı. Bilgi Ağacı ve Hayat Ağacı. Adem ve Havva, Bilgi Ağacı’nın meyvelerinden yiyince, Tanrı bahçeyi onlara yasakladı ve Hayat Ağacı’nı sakladı.”

The fountain (Kaynak)

İşte tam da bu. Hayat ağacı İspanya’nın kurtuluşu olacağına inanıyor ve onu arayıp bulmasını istiyor. Tomas aslında bir kitabın bir hikayenin baş karakterlerinden biri. Filmi izlediğinizde bu cümlemi daha iyi anlayacaksınız.

Tommy işini çok iyi yapan bir doktor. Asıl amacı ise ölümün pençesine hızla düşen karısını kurtarmak. Beyninde tümör var ve bunun henüz bir çaresi yok. Tüm ilgisini karısından daha çok onu kurtarmaya adamış bir eş. Her şeyin en gerçekçi olduğu zamanda yaşayan, ölüme adeta meydan okuyan, laboratuarını evi gibi benimsemiş bir adam. Isabel’in hikayesini nasıl bitireceğini bilmiyor. Nasıl bir son yazmalı ki oysa o;

“Death is a disease. It’s like any other. And there’s a cure. A cure. And I will find it” diyerek ne denli büyük bir savaş açtığını siz düşünün.

Astro – Tom Creo en ilginç karakter olabilir zira öyle olması da gerekir. Başka bir boyutun adamı nasıl olsa fakat evrende yaşayan adamın enteresan bir beslenme alışkanlığını mazur görün. Bu yolcuğu nasıl bitireceğini bilmiyor. Xibalba (Şibalba) varması gereken bir nokta ama diğer karakterler gibi o da ölümden kaçıyor. Xibalba mayalara göre bir ahiret yurdu. Bu bilgiyle kesiyorum burada çünkü non-spoiler yazmak nedir bilir misin… Filmde her ne kadar göstermese de bence baya baya Tommy’e yardım ediyor.  Bu fikir tamamen özneldir. Madem ki her karakterden bir alıntı yaptım bu karaktere geçemem.

“Stop it. What do you want? Leave me alone (salyalar bu cümleye dahil) Please, please. I’m afraid.”

D) Ne anladık?

Bir filmde arka fon müziklerinin ne kadar önemli olduğunu anladık. Önce şunda bir anlaşalım. Aşırı titizlikle yapılmış olduğunu ve her anın ahengine uygun tasvirini dile getiren soundtrackleri var.

The fountain2 (Kaynak)

Dünyada ebedi olan ne var ki aşk ve hayat sonsuza kadar sürsün. Anlatmamdan daha çok izlemeniz gerekiyor özünde. Filmin yüzlerce eleştiri yazısına sahip. Bir de sen izleyip kendi eleştirini oluşturduğunda bir yeni eklenecek. Sadece izleme. Duy ve hisset!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Begenmedim Begenmedim
0
Begenmedim
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Aşık oldum Aşık oldum
0
Aşık oldum
Şaşırdım Şaşırdım
0
Şaşırdım
Begendim Begendim
2
Begendim
Sinirlendim Sinirlendim
0
Sinirlendim
Korktum Korktum
0
Korktum
Sesli Güldüm Sesli Güldüm
0
Sesli Güldüm

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

giriş

Captcha!
Hesabın yok mu?
kaydol

şifreyi sıfırla

Geri dön
giriş

kaydol

Captcha!
Geri dön
giriş
Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Liste
The Classic Internet Listicles
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı